İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

MOX BANK CEO’SU UYGUN: “DİJİTAL BANKALARLA DAHA FAZLA KOBİ’YE FİNANSAL ÇÖZÜM SUNMAK MÜMKÜN”

İklim krizi ile karşı karşıya kalan dünyanın 2050 Karbon Nötr hedefini de işaret eden “2023’e Doğru, 2050 Ufku” ana temasıyla Forum İstanbul, Türkiye’nin dünyanın lider ülkeleri arasında yer alması hedefine katkı sunmaya devam ediyor.

Dünya Gazetesi Canlı Yayın Sponsorluğu ile web sitesi, Twitter, Youtube, Facebook ve LinkedIn adreslerinden eş zamanlı olarak canlı yayınlanan “2023’e Doğru, 2050 Ufku” başlıklı Forum İstanbul’un stratejik partnerliğini 20 yıldır olduğu gibi bu yıl da Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) üstlendi. Türk Telekom ise Oturum Sponsoru olarak Türkiye’nin vizyon zirvesi Forum İstanbul’a destek verdi. Ana Sponsorlar kategorisinde ise APS Tekstil, Denizbank, Green For Growth Fund, Gülsan Holding, Türkiye Ekonomi Bankası (TEB), Türkiye İş Bankası, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) bu yıl Forum İstanbul’a katkılarını sundu. 

KRİPTODA BAŞARI, FİNANS VE TEKNOLOJİNİN EN İYİ UYUMU İLE ELDE EDİLİYOR

Bu yıl çevrimiçi olarak 21’inci kez düzenlenen zirvenin son oturumları,“Yeni Nesil Yatırım Araçları” başlıklı Türk Kahvesi Sohbeti programı ile başladı. 

Forum İstanbul YK Üyesi Selçuk Ergin yönetiminde gerçekleştirilen programda BtcTurk Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Özgür Güneri, 21. yüzyılda yatırımın değişen yüzünü detaylandırdı.

Türkiye’nin ilk, dünyanın da dördüncü kripto para, Bitcoin alım satım platformu olan BTC Türk’ün ilk Türk lirası işleminin gerçekleştiği 1 Temmuz 2013 itibariyle 9’uncu yılını tamamlayacağını hatırlatan Özgür Güneri, “2017 yılı sonunda itibariyle ekip olarak bu işin geleceğine daha da inandığımız için aslında çok ciddi bir yatırımı üç ana bacakta yaptık. İlki ve en önemlisi tabii insan kaynağı; çünkü özellikle teknoloji ve finansal hizmetleri bir araya getirdiğinizde insan kaynakları çok önemli bir yere oturuyor birçok sektör gibi. Bir diğeri; şirketin kurumsal altyapısı, teknolojik altyapısı. Üçüncüsü de markamız. 2018-2019 yıllarındaki bu büyük yatırımın da sonuçlarını 2020-2021 yıllarında yeniden “Boğa Piyasası” dediğimiz o herkesin yeni kripto paraları, Bitcoin’i konuştuğu dönemde sonuçlarını gördük. 2019 yılında günlük ortalama 6 milyon dolar olan işlem hacmimiz, 2020’de 60 milyon dolara yükseldi, 2021’de de yaklaşık 600 milyon dolarlık ve günlük ortalama işlem hacmiyle kapattık.” sözleri ile BtcTurk’ün kurumsal gelişimine değindi.

Teknoloji olarak her yerde adaptasyonu artırıcı, özellikle basitlik anlamında adım atılması gerektiğinin altını çizen Güneri, “Şu anda Bitcoin saklamak aslında çok kolay ama birçok insan için 1990’lardaki e-mail hesabı kurmak gibi teknik zorlukları var, o tarafta da bazı adımlar atmamız gerekiyor sektör olarak ki bu adaptasyon hızlansın, insanların bu yeni nesil teknolojilere yaklaşımı daha da bariyerlerden arınsın.” dedi.

Bitcoin’i hep farklı bir yerde konumladığını, çünkü Bitcoin’in sunduğu değer önerisinin gerçekten merkeziyetsiz bir yapısı olması, anonim olması, sahibinin kim olduğunun, bir sahibinin olmamasının inanılmaz bir değer olduğunu belirten Güneri, “Merkeziyetsiz diye düşündüğümüz kripto paraların ya da ortaya koydukları değer önerisinin arkasında bir şirket, bir kurum, bir kişi olabiliyor. Dolayısıyla Bitcoin başka bir yerde aynı internet gibi. Aralarından başarısız olanlar, kötü niyetli olanlar ister istemez çıkacak, çok başarılıları da çıkacak ama bugünden anlamamız çok mümkün değil. Önemli olan burada sürdürülebilir iş modelleriyle geleceğe bakmak.” sözleri ile başarılı olan yapıların, finansın genel prensipleriyle, uluslararası kurallarıyla teknolojiyi bir araya getirebilen ve bunun sonucunda da kullanıcıya basit değer önerileri yaratabilen projeler olacağını belirtti.

Ardından saat 15:15’te başlayan “Reka-Birlik: Banka ve Fintech’lerin Yeni Stratejisi” başlıklı zirvenin son oturumunda Dünya gazetesi Yayın Kurulu Başkanı Şeref Oğuz yönetiminde; NeoHub Genel Müdürü Gürhan Çam, İstanbul Blockchain Women Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Çağla Gül-Şenkardeş, Contextual Solutions Kurucusu Şebnem Elif Kocaoğlu-Ulbrich ve Mox Bank CEO’su Barbaros Uygun aşağıdaki sorulara yanıt aradı:

  • Dünyada hızla yayılan yeni nesil bankacılık ya da Dijital (Şubesiz) Bankacılık için BDDK’nın 1 Ocak 2022’den itibaren vermeye başladığı ‘Dijital Banka Lisansı’nı almak isteyecek olan, Fintech Girişimleri, Telekom Operatörleri, Büyük Perakende Zincirleri ile sektördeki değişiklikler nasıl bir ivme kazanacak?
  • Dijital bankaların kredi müşterilerinin, yalnızca finansal tüketicilerden ve KOBİ’lerden oluşmasının sektör açısından sonuçları nelerdir?
  • Yürürlüğe giren “Ödeme ve E-Para Yönetmeliği ve Bilgi Sistemleri Tebliği” ile pazarın adil rekabet koşullarına kavuşabilmesi ekosistemi nasıl dönüştürecek?
  • Fintech, yükselen piyasalardaki ekonomileri ve toplumları nasıl dönüştürüyor?
  • Blockchain Endüstrisi’nin 2027’ye kadar 67 milyar doları aşacak olması, Fintech ekosistemini nasıl değiştirecek?
  • Merkeziyetsizleştirilmiş Finans (DeFi) ve dijital bankalar yükselirken geleneksel finans kurumlarının geleceğe hazırlanması ve yeniliklere adapte olması için izlenmesi gereken stratejiler nelerdir? Merkezi olmayan finans, özellikle KOBİ’ler için ticari finansal hizmetleri nasıl dönüştürecek?
  • DAO’lar (Merkeziyetsiz Otonom Organizasyonun – Decentralized Autonomous Organization) nedir, nasıl çalışırlar ve finansal hizmetler dünyasını nasıl değiştirecekler?
  • Blokzinciri, Sınır Ötesi Ödemeleri nasıl dönüştürecek ve akıllı sözleşmeleri nasıl çözümleyecek?
  • Gömülü Bankacılık ve fintech çözümleri nelerdir? Gömülü finans trendine yapılan yatırımlar nelerdir? Google Bank, Amazon Pay gibi örnekler teknoloji ve finans ekosisteminde nasıl ve neden ortaya çıkıyor?

ÇAM: “YURT DIŞI ÖRNEKLERİNE GÖRE ÜLKEMİZDE FINTECH’LER ÇOK DAHA YETKİN” 

ABD bankacılık sisteminin yeterince hizmet vermemesi nedeniyle fintechin ABD’de doğduğunu hatırlatan NeoHub Genel Müdürü Gürhan Çam, “Türkiye’de bankacılık sektörü oldukça ileride. Bu anlamda geride olan ABD ve AB gibi coğrafyalarda fintech daha hızlı büyüdü. Türkiye’de bankacılık sistemi; hızlı, geniş yelpazede ve tüketiciyi anlayan hizmetler sunuyor. Buna rağmen Türkiye fintechler için çok fazla fırsat yaratıyor. Ancak bir yanıyla da durum Türkiye’de daha karmaşık. Çünkü fintechler bankaların rekabet ettiği ancak aynı zamanda da birlik sağlaması gerektiği bir yapılar.” sözleri ile geleneksel bankalar ile fintechler arasındaki ilişkiye dikkat çekti.

Bu durumun fintechleri daha yetenekli olmaya ittiğini belirten Çam, “Yurt dışı örneklerine göre ülkemizde fintechler çok daha yetkin, teknolojik ve iyi hizmet veriyor. Bankacılık sisteminin gücünü alıp diğer teknolojilerle birleştirerek daha birleşik bir teknoloji ortamı sunuyorlar. Bugün bir yatırımcı ya da girişimcinin iş kurması için çok çeşitli ihtiyaçları var. Banka olarak burada her şeyi sunmuyoruz. Ancak bir fintech şunu söyleyebiliyor: Şirket kuracakların her türlü ihtiyacını karşılayacak şekilde bir hizmet sunabiliyorum. Bu durumda finansal ve finansal ihtiyaçların birleştiği platformları doğuruyor. Türkiye bu anlamda daha doğurgan bir ülke. Çünkü bankalar olarak bizler finans sürecini iyi bir şekilde yönetiyoruz. Bu da fintechleri diğer iş modelleri ile çözüm sunmaya itiyor. Bu da daha yetenekli şirketler doğuruyor. Bankalar olarak bakış açımız ise fintechlerle iş birliği ve onların finansal teknolojilerini artırmak için yaklaşımıyla, “kazan-kazan” ilkesiyle ilerliyoruz.” dedi.

Çam, NeoHub’ın da temel stratejisi olan, Türkiye’den yurt dışına fintech ihraç etme hedefiyle harcanan emek nedeniyle duydukları memnuniyeti diye getirdi.

TEKNOLOJİLERİN “BİRLİKTE ÇALIŞABİLİRLİĞİ” HAYATİ DERECEDE ÖNEMLİ

Bitcoin teknolojisinin büyük bir önermeyle geldiğini ancak sadece para transferini merkeziyetsiz yönetebilmeyi öğrettiğini ya da nasıl yapacağını anlattığını, bunu da mümkün kıldığını hatırlatan İstanbul Blockchain Women Derneği Kurucusu ve YK Üyesi Dr. Çağla Gül-Şenkardeş, “Bugün merkeziyetsiz finans dediğimizde para transferinin ötesinde bir şey konuşuyoruz. Çünkü finans dediğimizde finansal hizmetlerden, yani geniş bir yelpazeden bahsediyoruz. Bütün finansal hizmetleri merkeziyetsiz yaptığımız operasyonlara, genel anlamda merkeziyetsiz finansal operasyonlar diyebiliriz.” sözleri ile sektöre ilişkin kavramsal tanımlamalarda bulundu.

Çok fazla ürün ya da hizmetin blokzincir üzerinden yönetildiğini hatırlatan Gül-Şenkardeş, “Yani dağıtık yapıda bu ürün ya da hizmetler ilgili veriler yönetiliyor. Bu, beraberinde şöyle bir yanlış algılamaya sebep olabiliyor:“Bitcoin öyle bir sistem ki, birçok blokzincir gibi, açık, şeffaf ve herkes her şey görebiliyor ancak güvenli”. Ancak öyle değil. Bugün kapalı izinli dediğimiz blokzincirler de var. Bir kurum ya da kişiye bağlı olmayan, birbirlerinin kim olduğunu bilmeyen DeFi hizmetleri de var. Pratiğe geldiğimizde ise merkeziyetsiz finans ekosisteminden bahsettiğimiz şu an elimizde regülasyon yerine aslında yazılımcıların deyimiyle “kod kanundur” yaklaşımı var. Ancak kodu bizim alışkın olduğumuz geleneksel dünyadaki regülasyona uygun bir kanun gibi düşünmemiz gerekiyor. DeFi sistemlerde, alışkın olduğumuz regülasyonları aramamak gerekiyor. Yönetişim de merkeziyetsiz. Bu da token sahiplerinin oy sahibi olması anlamına geliyor. Bunu bildiğimiz düzendeki yönetim kurullarında sahip olunan oy hakları gibi düşünebiliriz. Evet, yazılmış bir kanun var, iç işleyişi için bir düzen var. Ve tamamen akıllı kontratta kodlanmış kurallara göre zaten çalışıyor. Ancak bunlarla ilgili bir değişiklik gerekirse de oy hakkı olanlar oylarını kullanıyor, sistemsel bir değişiklik yapılıyor ve protokol değiştirilebiliyor.” sözleri ile sistemin işleyişine açıklık getirdi.

Teknolojilerin birlikte çalışılabilirliğinin çok önemli olduğuna vurgu yapan Gül-Şenkardeş, “Operasyonların tamamen otonom bir şekilde devam edebilmesi için farklı sistem ve teknolojilerin birlikte çalışabilmesi prensibi bence burada da; önce bilgi seviyesi ya da okuryazarlık arttıktan, regülatif bazlar uyumlanacak şekilde üzerine tartışmalar ve yorumlar yapıldıktan sonra, bankalar, fintech şirketleri DeFi organizasyonları birlikte operasyonların nasıl hızlandırabileceğine bakabilirler.”dedi.

GÖMÜLÜ BANKACILIK, FİNANSAL SEKTÖRÜN BUGÜNÜ

Yeni terminolojiler, bankacılıktaki gelişmeler kapsamında bu gibi konuların konuşulmasını çok önemli bulduğunu belirten Contextual Solutions Kurucusu Şebnem Elif Kocaoğlu-Ulbrich, “Gömülü bankacılığı, finansal sektörün bugünü olarak çok kısa bir biçimde özetleyebiliriz. Artık kimse “Ben bankacıyım.”demiyor. Fintech ya da blokzincir ile yaptığı işi tanımlıyor, inovasyon uzmanı tanımı kullanılıyor. Eski tip bankacılık anlayışı yavaş yavaş kayboluyor. Bankalar da teknoloji iştiraklerine yatırım yapıyor. Avrupa’da da benzer bir durum söz konusu. Almanya’da bankalar, yazılımcıları daha çok bünyelerine katmaya başladılar. Yazılımcılar da bankalara uyum sağlayamıyorlar. Bu nedenle farklı iştiraklerle eski dünya ile yeni dünyayı bir araya getirip yeni bir kültü yaratmaya çalışıyorlar.” sözleri ile yeni nesil bankacılık olan gömülü bankacılığı tanımladı.

Gömülü bankacılığın özellikle dijital dünyaya gözünü açan tüketicilerin istekleri kapsamında gelişen bir bankacılık yaklaşımı olduğuna dikkat çeken Kocaoğlu-Ulbrich, “Bugünün tüketicisi; beklemek istemiyor, uygulamaların kusursuz bir şekilde çalışmasını istiyor, para gönderdiğinde anında alıcıya ulaşmasını istiyor. Bu kapsamda bankacılık ne kadar kusursuz olursa o kadar iyi. Bu nedenle de gömülü bankacılık trendi ortaya çıktı. Örnek vermek gerekirse, artık bankalara gitmeden, web ya da uygulamaya girmeden, banka işlemini doğrudan alışveriş işlemine uyumlu bir şekilde yapmaya başlıyoruz. İşte bu gömülü bankacılık oluyor.” açıklaması ile yeni nesil tüketici ihtiyaçları için bankacılık sektörü ihtiyaçlarının çerçevesini özetledi.

MALİYET: DİJİTAL BANKACILIK İLE GELENEKSEL BANKACILIK ARASINDAKİ TEMEL FARK

Türkiye’de BDDK’nın yeni yönetmeliği ile dijital bankalar için lisans verilmesinin çok önemli bir adım olduğunu düşünen Mox Bank CEO’su Barbaros Uygun, “Evet, çok gelişmiş bir bankacılık sektörümüz var. Şu an, bankalarımızın dijital kapasiteleri, dijitalleşme, dönüşüm ve buraya yaptıkları yatırımdan aldıkları sonuçlar, Avrupa’daki klasik bankaların en az bir nesil önünde. Bugün bile Avrupa aynı gün para transferi yapmak çok kolay değil. Bu kadar önemli bir mesafe katedildi. Ancak banka ihraç edemedik. Bölgesel banka ihracı sınırlı kaldı. Dolayısıyla dijital banka lisansı ve bu yapıların Türkiye’de kurulması ayrı bir önem taşıyor.” sözleri ile Türkiye’de bankacılık sektörünün gelecekte gideceği yola ilişkin bir ışık tuttu.

Geleneksel bankaların alt yapılarının tasarım itibariyle açık ya da gömülü bankacılığa, bulut sistemlerine ve fintechlerle olan ortaklıklara uygun olduğunu belirten Uygun, “Ve bu altyapıların başka bir ülkeye ihraç edilebilme şansı yüzde 50 ile 80 arasında değişebiliyor. Dijital bankaların şu anda dünyadaki değerleri, defter değerlerinden 5 katından daha fazla ortalama olarak. Klasik bankalara bakınca böyle bir defter değerini bulanlar mutlu oluyor. Bunun da sebebi, farklı coğrafyalarda uygulanabilir olma imkanı olması. Dolayısıyla tasarım aşamasından itibaren bu adımlar teşvik edilmeli. Yerel bir çözüm üretmek bir alternatif, ancak aynı lisans ile küresel bir çözüm de sunabilirsiniz.” dedi.

Şu an tüm dünyada 30 bin kadar geleneksel banka olduğunu, bu bankaların dijital dönüşümü tamamlamaya çalıştığını hatırlatan Uygun, “Bu süreçte iş modeli değişmiyor. Dünyada 300 kadar da dijital banka var. Burada çok önemli bir değişiklik var. Bu şubesiz bankacılık değil esasında. Baştan sona tüm süreç dijitalleşmiş, kullanıcı ile olan iletişimi de tamamen self-servise dayalı altyapılar söz konusu. Bunun avantajı şu: Altyapılar kurulduktan sonra müşteri sayısı artarken maliyetin artması oldukça yavaş kalıyor. Dolayısıyla sistem büyüdükçe müşteri başına marjinal maliyet negatife düşüyor. Bu da esasında nispeten az sermaye ağırlığı ile çok fazla müşteriye ya da KOBİ’ye finansal çözümler ulaştırılabilmesini sağlıyor. Çünkü servis modeli başka ve çok düşük maliyetli.”açıklaması ile dijital bankacılığın güçlü bir maliyet avantajı olduğuna vurgu yapıyor.

FORUM İSTANBUL, TÜRKİYE’YE GELECEĞE HAZIRLAMAYA DEVAM EDİYOR

Kapanış konuşmasında; Forum İstanbul’da düzenlenen oturumların ve toplantıların ardından çok ciddi hedef, soru ve sorgulanacak konuların biriktiğini belirtenForum İstanbul Başkanı Aclan Acar, “Türkiye’nin geleceğe daha güçlü hazırlanması için akademiden kamuya, tüm kanaat önderleri ve karar vericilerin, zirvenin sonuçlarını değerlendireceklerine inanıyoruz. Bu zirvemizin bizlerin, önümüzdeki yıl 22’ncisini, cumhuriyetimizin 100’üncü yılında gerçekleştireceğimiz Forum İstanbul’un içeriği için de önemli bir ışık tutacağını vurgulamak isterim.” dedi. 

Türkiye ve dünyanın istikametine dair önemli ipuçların yer aldığı konferansın kayıtlarının tamamına Forum İstanbul 2023 YouTube sayfasından ulaşılabileceğini hatırlatan Acar, zirvede 3 gün boyunca öne çıkan konuları aşağıdaki biçimde özetledi:

İKLİM VE ÇEVRE İÇİN AYRI BAKANLIK ÖNERİSİ 

  • İklim konusunda “kırmızı alarm” var. Su, tarım ve gıda güvenliğinin ülkemiz açısından en önemli riskler arasında yer aldığı yine oturumlarda paylaşıldı. Dolayısıyla iklim bundan sonra da vaktimizin önemli bir bölümünü harcamamız, üzerinde çalışmamız gereken bir konu.
  • Kuraklık ve yol açacağı sonuçlar en önemli küresel riskler arasında. Aynı zamanda kuraklığın yaratacağı göç dalgaları da önemli konular arasında yer alıyor. Dolayısıyla bu alanlara daha fazla ağırlık verilmesi gerek.
  • İklim ve Çevre Bakanlığının ülkemizde ayrı bir bakanlık olarak ayrı bir organizasyon olarak yapılanması önerisi geldi, ki aslında dünyanın önümüzdeki yirmi otuz yıllık sürecine baktığımızda gerçekten iklim konusunun birinci derece öncelikli olduğunu da görüyoruz. 

DÜNYADA YENİ BİR KUTUPLAŞMA DÖNEMİ BAŞLADI

  • Önümüzdeki yıllarda gıda ve enerji fiyatlarının küresel ortamda yükselmesi ve dünyanın büyüme hızının en az bir beş senelik süreçte daralması beklentisi gündeme getirildi. Dolayısıyla işlerimizi yaparken ve pozisyon alırken önümüzdeki dönemde dünyada yavaşlayan bir büyüme hızıyla karşılaşacağımızı dikkate almamız gerekiyor. 
  • Dünyada yeni bir kutuplaşma dönemine girildiği, uzun süre devam eden doksanlı yıllardan bu yana küreselleşme olgusunun artık bir kutuplaşma dönemine evrildiği, Çin’in yükselişiyle ABD’nin, tek kutuplu dünyanın lideri olarak devam etme imkanının kalmadığı oturumlarda paylaşıldı. Rakamlara da bakıldığında dünyanın hakimiyeti için yeni bir mücadele döneminin başladığını burada çok net bir şekilde görüyoruz. Bu da önümüzdeki sekiz on yıl hatta belki daha uzun süren bir dönemi etkileyecek.

MOBİLİTE YENİDEN TANIMLANIYOR, KULLANICI ODAĞI DAHA DA ÖNE ÇIKIYOR

  • PwC şirketinin yaptığı araştırmaya göre 2050 yılındaki gayrisafi milli hasıla sıralamasında birinci sırada Çin, ikinci sırada Hindistan, üçüncü sırada ABD yer alıyor. Dolayısıyla önümüzdeki otuz yıllık bir sürece baktığımızda dünyadaki güç dengelerinde önemli değişiklikleri beklemek gerek. İlginç olan şey, Avrupa Birliği’nin ilk onda dahi yer alamayışı. Dolayısıyla bugün için yaptığımız ihracatın ve ticaretin önemli ölçüde Avrupa Birliği’yle olduğunu düşünürsek burada da birtakım değişikliklere hazır olmak lazım. 
  • Mobilite sistemi yeniden tanımlamıyor. Kullanıcı odaklı bir fayda öne çıkıyor. Dolayısıyla ulaşımda, otomotivde çok farklı yönler olacak önümüzdeki dönemde. Türkiye’nin Otomobili projesinde de Genel Müdür olan Gürcan Karakaş’ın oyunlaştırma, finansal teknoloji ve bağlantılı teknolojiler kullanarak start-up çalışma yöntemiyle çevik iş birliği modeliyle bir araç üretimine giriştiklerini görüyoruz. Aynı zamanda enerji üretiminin en az aracın kendisi kadar önemli olduğunu ve Türkiye’nin Otomobil Girişim Grubu’nun bu alandaki yatırımının da ülkemizi dünyadaki önemli oyuncular arasına sokacağını bu toplantıda öğrenmiş olduk.

İKLİM KANUNU HEMEN HAZIRLANMALI

  •  İhracatımız açısından sınırda karbon düzenlemesine hazır olmalıyız. Karbon düzenlemesi konusu ülkemizin özellikle Avrupa Birliği’ne olan ihracatını önemli ölçüde etkileyecek gözüküyor. 
  • Emisyon ticaret sisteminin bir an önce hayatımıza dahil edilmesi önemli bir nokta. Bu sistem Türkiye’nin ihracat yapan sektörlerde veya üretim yapan sektörlerde karbon emisyon avantajı olan yerlerden transfer ederek imkan yaratmasına sağlayacak. 
  • Finansmana erişim çevre, sürdürülebilirlik ve yönetişime verilen önemle doğru orantılı olacak. Yani finansman sağlayacaksanız önümüzdeki dönemde yatırımlarınız için çevre, sürdürülebilirlik ve yönetişime değer vermeniz şirketlerinizi buna göre hazırlamanız lazım. 
  • İklim kanununun bir an önce hazırlanması ve ülkemizin bu alandaki hedeflerinin kullanıcılar ve bizler için netleşmesi öne çıktı. 
  • “Toplumsal cinsiyet eşitliği uzun vadeli ve köklü girişimin temel taşıdır” söyleminin altını bir kere de bu toplantılarda çizdik.

ŞİRKETLERİN GÜNDEMİ: KARBON AYAKİZİNİ AZALTMAK

  • Kaynak ve enerji kullanımını daha verimli hale getirmenin gerektiği, şirketler dünyasının kendi enerjisini üreterek karbon ayak izini azaltması gerekeceğini, önümüzdeki dönemin önemli bir ajanda maddesi olarak not ettik. Uluslararası yatırım fonları, yatırım politikalarını, iklim kriterleri ile uyumlu olacak şekilde değiştiriyorlar. Dolayısıyla dış dünyadan finansman sağlamak arzusunda olan şirketlerin de kendilerini buna göre hazırlamaları lazım. 
  • Dünyayı tüketmeden dünya için üretmeliyiz. 
  • Gıda ve tarım konusunda, iç mekan tarımı uygulamaları hakkında fikir sahibi olduk. Yapay zeka kullanımı ile kent çiftliklerinde yapılan üretimlerin kaynak kullanımını yüzde 99’a kadar azalttığını üretim verimliliğini ise yüzde 80’lere kadar arttırdığını sevinerek öğrendik. Aslında kullanılmayan depo halinde olan veya kenarda köşede kalmış her boşlukta tarımsal üretim yapabilen teknolojilerin bugün dünyada var olduğunu gördük. Onun da önümüzdeki dönemde ülkemizde de ağırlıkla kullanılmaya başlayacağını ümit ediyoruz. 

TARIMSAL ÜRETİME TEKNOLOJİ KATKISI

  • 2050 yılında dünya nüfusu on milyara ulaşacak. Gıda tüketiminde de %60’a varan bir artış planlanıyor. Buna hazırlıklı olmak gerek. 
  • Bugün Ukrayna ile Rusya arasındaki sıcak savaş ortamının, aslında paranız olsa bile zaman zaman çeşitli nedenlerle gıdaya ulaşamayacağınızın bir göstergesi olarak ortaya çıktığını hep beraber gördük. Dolayısıyla gıda güvenliği ve arz güvenliği önümüzdeki dönemi etkileyecek. 
  • Bilgi temelli, teknoloji yoğun uygulamalar gelişirken teknolojilerin de çiftçilerimizin kullanılabileceği basitlikte uygulanması gerektiği yine katılımcılar tarafından dile getirildi. 
  • WWF’in yaptığı çalışmalarda su kullanımımızın %73’lük kısmının tarımda olduğunu dinledik. 44 milyar metreküp tüketimin 32 milyar metreküpü tarımda kullanılıyor. Modern sulama sistemlerini güçlendirerek, damla sulama sistemiyle yüzde elli tasarruf yapılması mümkün ki bu yaklaşık 16 milyar metreküp ediyor. Bu önemli konuda önümüzdeki dönemde dikkatle izleyeceğiz. 
  • Akıllı tarım için 5G teknolojisi kullanılacak. Nesnelerin internetiyle veri toplayıp yapay zeka uygulamaları yardımıyla makina öğrenmesine geçecek. Buradaki kritik noktada yine altını çizerek söylüyoruz: kadim bilginin teknolojiye aktarılması önümüzdeki yıllarda önemli. 

TÜRKİYE, YENİ NESİL FİNANS SİSTEMLERİ İÇİN AVANTAJLI KONUMDA

  • Yeni nesile uygun bankacılık hizmetleri için Metaverse’ün algılanması gerektiğini dinledik. Metaverse’ün kişinin bulunduğu gerçek konuma bakılmaksızın sosyalleşmesine ve kendine ait bir internet ekonomisine imkan sağlayan sanal dünyalar bütünü olarak tanımlandığını dinledik. Hakikaten önümüzdeki dönemde bu da hayatımızı önemli ölçüde etkileyecek. 
  • Son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerle merkeziyetsizleştirilmiş finans veya görünmez bankacılık ya da gömülü bankacılık diye tabir edilen servislere imkanın daha da arttığını dinledik. Zamansız ve mekânsız finans hizmeti almak isteyen bir kullanıcı kitlesi ortaya çıktı, bu alan daha da gelişecek. Özellikle günümüzde gençlerin artık eskiden bildiğimiz bankacılık sistemlerinden giderek uzaklaştığını, teknolojiyi daha fazla kullanarak aslında bankalara ihtiyaç duymadan hizmetlere ihtiyaç duyacağı ve aldığı hizmetin bütünleyici bir parçası olarak finans sisteminin buna entegre olması beklendiğini öğrendik. 
  • Yeni nesil finansal hizmetlerde kalkan sınırlar ve genç nüfusun Türkiye için önemli bir avantaj yarattığını, merkeziyetsiz finans blokzincir üzerinden finansal hizmetlerin tamamını sunabildiğini dinledik. 
  • Finans sektöründe insan gücü, teknoloji ihraç edebildik dünyaya. Ancak henüz banka ihraç edemedik. Bu alanda dijital banka ihracının da ülkemizin önemli hedefleri arasında yer alması gerektiğini dinledik. 

Finansal okuryazarlığın mutlaka geliştirilmesini öneriyoruz. Teknoloji için ayrılan kaynakların yanı sıra aynı zamanda insanlarımızın bu alandaki eğitimine de kaynak ayrılması gerektiği konuşmacılarımız tarafından dile getirildi.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.